‘Kategorilenmemiş’ Kategorisi için Arşiv

TATLISU MUSLUMANLARI

Mayıs 31, 2007

Turkiye’nin buyuk cogunlugunu temsil eden halk icin “tatlisu muslumani” terimini kullanabiliriz dusuncesindeyim. Bu terimi net olarak aciklama geregi duydum. Bu yaziyi yazarken sevgili hocam Gurbuz Tufekci’nin sozleri kulaklarimda…

“Musluman muslumandir, tatlisi, acisi olmaz, hepsi de aci sudur” diyor.

Biliyorum ki bu siniflamam nedeniyle bana kiziyor, muslumanlari ikiye, uçe, dorde..vs  ayirmami anlamsiz buluyor. Mutlaka hakli, Dine az ya da cok inanan tatli ya da aci her muslumanin  akil damarlari tumuyle ya da kismen felç olmustur. Din bir insanin kaninda ne kadar az bulunursa bulunsun mutlaka bir yan etki ortaya cikarir,akil ve  mantigi engeller. Gozleri kor eder, beyinleri uyusturur…En ufak kirintisi bile yokedilmeli, sokulup atilmalidir. Aksi halde çogalip, bitmeyen tukenmeyen istekleri, hukum surmeleriyle tum hayatimizi avucuna alana dek pesimizi birakmayacaktir. Buna yuzde yuz katiliyorum.

Ancak olaya degisik yonden bakarsak;  toplumu  olusturan  cesitli egitim ve kultur duzeylerindeki, 15-40 yas arasi insanlarin  belki de %70-80  kesimi tatlisu muslumanidir. Bu Kisileri onaylamasak ta goz ardi edemeyiz. Cumhuriyet’in ilk yillarindan 1950′lere gelinceye dek Kemalizm ile yikanan, parlayan ulkede Ataturk ilkelerinin , ozellikle laikligin attigi bazi tohumlar goruruz. Bu tohumlar dusunce ozgurlugu ile filizlenmis, antiseriat   olarak serpilmis, bugun de etkisini surduren bir vatanseverlik, Ataturk’e   baglilik halini almistir. Bu oyle bir bagliliktir ki Ataturk mu, Muhammed mi denildiginde duraksamadan Ataturk cevabini veren kitleler olusmustur. Ne yazik ki 1950′lerden sonra Ataturk ilkelerinden ustuste verilen tavizler1, asit yagmurlari gibi acimasizca bu tohumlari, genc filizleri hirpalamis, yine de Kemalizmin estirdigi farkli ruzgarlar nedeniyle din degisik bir boyuta gecmis ve boylece “tatlisu muslumanlari” dedigimiz kesim dogmustur.

Seriati, seriatin yarattigi kabus, vahset dolu karanlik atmosferi gormek istemeyen, daha dogrusu dinin seriat oldugunu kabul etmek istemeyen, kafasini kuma gomen kesim iste bu tatlisu muslumanlaridir… Aslina bakilirsa tatlisu muslumanligi Anadolu’nun zorla muslumanlastirildigi ilk yillardan beri ama bilincli, ama bilincsiz; her zaman halkin basvurdugu bir savunma yolu olmustur. Anadolu halki;  uygulanmasi imkansiz, kurallari son derece mantiksiz ve kati, ilkel bir dinin acisini cekiyor, bundan kurtulmak istiyor ama sokup atamiyordu. Dini bulundugu eksenden cikaracak, yani “suyun hirsla, delice aktigi yonu , daha ILIMLI bir tarafa cevirecek” careler, yollar bulunmaliydi…

Tasavvuf  bu yollardan biridir. Çunku Islam dosdogru boyun egilecek bir yonetim tarzi, bir inanç biçimi degildi. Halkin gucu tumuyle yoketmeye yetmese de mutlaka yumusatilmaliydi. Turk halki bunu her zamanki ince zekasiyla basardi. Yunus Emrelerle (2), Mevlanalarla enginlesen halk kulturu dini oldukca farklilastirdi ancak Ene-l Hak’ka dek varan dini yumusatma taktikleri, insanda tanriyi bulma hatta insani sevgi yolunda  kutsallastirma cabalari, caglar boyunca yobazlardan, din cikarcilarindan tepki ala ala giderek tasavvuf koreldi, Hallac-i mansur gibi niceleri Islam Skolastigince yakildi, yokedildi,kelleler uctu ve tasavvuf tarihte kaldi;simdi artik elimizde Cumhuriyet ile tatlilasan(!), bir o kadar da tutarsiz, kendi icinde karmasik   bir dinsel tipleme yani tatlisu muslumani var. Ne yazik ki bir gun gelip tarih olacaginin, islerine yaramadigi anda radikal dinciler (allahsiz ALLAHÇILLARCA) yokedileceginin farkinda degil.

Peki kimdir tatlisu muslumani?   Belki arkadasimizdir, belki annemizdir, dayimizdir, dayimizin kizidir, belki amcamiz, teyzemiz , belki …..O’nu mutlaka tanirsiniz,  O icimizden biridir…Nasil biridir? Oncelikle muslumandir… Islamin 5 sartini bilir. (Burada yapacagim tanimlamalar asagi yukari her tatlisu muslumani icin gecerli olup bazi farkliliklar yine de kurali bozmaz.) Kelime-i sehadet, hac, oruç, namaz, zekat gibi ayrintilari hemen , bir anda sayamasa da- bunlari yanlis ya da eksik bilen ama yine de dogru bildigini iddia edene de rastladim- en azindan Islam’da 5 tane sart oldugunu bilir. Tatlisu muslumaninin en buyuk ozelligi : dini enine boyuna incelemeyip, ayrintilar uzerinde yeterince durmamasidir. Allah’in “tek” ve Muhammed’in onun resulü olduguna inanır ve buna yurekten iman eder.  Aklında bu konuda şüpheleri olsa da bunu kendi kendisine bile sormaya korkar, kendisine bile sorsa, günaha gireceğini sanır.. Ilk din bilgisini ailesinde gorerek, duyarak, uygulamali olarak alir. Tatlisu muslumaninin ailesi de dogal olarak muslumandir ve dinin gereklerini hic olmazsa kismen yerine getirmektedir. Nedir bu ilk bilgiler?

Bunlari cogunlukla teorik ve pratik olarak ikiye ayirabiliriz. Teorik bilgiler masal niteliginde ya da vecizeler, tarihsel olaylar, melek hikayeleri..vs seklinde aile buyuklerince ozellikle genc fertlere anlatilanlari kapsar. Aslinda bu bilgilerin bir kismi ister Hristiyan, ister Yahudi, ister Musluman  dini ne olursa olsun her insanin inancli ya da inancsiz , dinin emirlerine uyarak ya da uymayarak yapmasi gereken temel davranislar, uymasi gereken “evrensel kurallar” dir. Ornegin anaya, babaya, buyuklere saygi, agirbaslilik, temizlik, sadelik, komsularla iyi gecinmek, adam oldurmemek, calmamak, yoksul ve yetim hakki yememek, yalan soylememek ..vs gibi.   Bunlar, iki carpi ikinin dort etmesi kadar mutlak, kesin ve tersi dusunulemeyecek hatta %100 uyulmasi gereken kurallardir. Aslinda, insan olmamiz bize bu davranislari zorunlu kilar, din degil. Ama dinler de bu kurallari sanki kendi iclerinden cikmaymis gibi emrederler , oysa ki din arastirmacilarinin cok iyi bildigi gibi Kuran, Incil ve Tevrattan, Tevrat,   Zebur’dan, Zebur Hammurabi yasalarindan ve Hammurabi yasalari da Sumer ve Hitit uygarliklarindan etkilenmistir (3). Hicbir dine ozgu olmayan bu ahlak kurallari insanlik var oldugundan beri vardir ve insan olmanin geregidir.

Bunlardan tabii ki habersiz olan  tatlisu muslumani mantiken su sonuca ulasir : “Dindar insan namuslu, kurallara uyan, ahlakli ve IYI insandir. Deist ya da atheistler ise namussuz, kuralsiz, ahlaksiz ve KOTU insanlar olup bunlarin sozlerine guvenilmez.”  Iste dinlerin bir baska ters etkisi de budur; dindari iyi, dinsizi kotu gibi gostermek… Ve ne yazik ki gunumuzde hala milyonlarca insan bu gorustedir. Iste ,Tatlisu muslumani , bu evrensel ahlak yasalarini; aile ortaminda “din kurallari” olarak benimser. Ailede kultur ve bilgi duzeyine gore araya ayetler, hadisler, hikayeler de katilir. Ornegin; “Cennet analarin ayaklari altindadir” 4…gibi; “Bana bir harf ogretenin kirk yil kolesi olurum”(5) gibi, “Temizlik imandan gelir.” (6)gibi,   ya da “Peygamber bir gun yolda gidiyormus, karsisina bir dilenci cikmis…vs”(7)  ile baslayan hikayeler, rivayetler. Tum bunlar, korpe beyinlere “Din=Islam, tanriya ulasmanin en iyi yolu, tanri=en yuce varlik, Hz. Muhammed= elci;efendimiz” seklinde islenir. Iman dolu coskulu bir sevgi, bir kendinden gecis,bir urperti olarak “din”, gencin ruhuna enjekte edilmistir. Sira uygulama faslina yani pratige gelir.

Tatlisu muslumani bazi dualari ezberler, dualar Arapcadir ama bizimki neden Arapca oldugunu merak etmez, bu durumu yadirgamaz. Adeta TORE gibi kabul eder. Din ile ilgili abdest, namaz, oruç, kurban kesme ..gibi her ritueli de aile icinde gorerek tatbik eder: Tum bunlari yapilmasi sart olan birer toren gibi nedenini, nicinini, kokenini merak etmeden ogrenir ve benimser.

Tatlisu muslumani nasil ibadet eder? Islam’in getirdigi tum kurallara uyamaz.(kendini elestiren ama suclamayan bir tavirla) , “simdi genciz , ileride tabii ki bu islere agirlik verecez!”der. Her konuda oldugu gibi ibadetinin oran ve yogunlugu konusunda da aile buyuklerini ornek alir.”Benim babam 45′ i gecince beş vakit namaza baslamis, insallah kismet olursa ben de oyle yapacagim” der.

Butun tatlisu muslumanlarinin ibadet konusunda fazlasiyla benzer yanlari bulunmaktadir. Ornegin 5 vakit namaz , cuma namazi kilmazlar, bazen bayram namazi kilarlar. Dolayisiyla namaz abdesti almazlar ama gusul abdestine cok duskundurler. Gusul abdesti almazlarsa pek rahatsiz olurlar.

Hic biri hacca gitmemistir (bir gun gideceklerini umit ederler), hic biri hatim indirmemistir. Islam terminolojisini bilmezler. Tefvizi, cebriyeyi, fetreti, fitrati, fikihi, siayi tam aciklayamazlar. Ustelik cogu terimi hic duymamislardir. Zaten teoloji ile ugrasmayi da sevmezler.

Ama nedense cogu tatlisu muslumanlari ORUC ibadetine asiri onem verirler.”Ramazana ozel bir saygilari vardir ” diyebiliriz. Tum ramazan ayi boyunca, hic olmazsa, bir kac haftasinda oruc tutarlar. Ama ne ramazanda ne de baska aylarda kadinlari baslarini ortmez, erkekleri de kadinlara baslarini ortmelerini soylemez. Kadinlarin ortunmemsi ise, Islam’a aykiridir. (8). Ramazan bittikten sonra ise, doya doya icki icer, bayrami oyle kutlarlar.

Bu arada tatlisu muslumanlarinin onemli bir ozelligine geldik, dokunduk; evet , icki icerler…!! Bu ise Islam’a aykiridir (9). Ama hasa domuz eti yemezler. Domuz eti onlara gore haramdir(10) ama ya icki, ya alkol? O kadarina da kafa yormazlar. Bu tur komik davranislari dini hic anlamadiklarinin, ya da kendilerine gore yorumladiklarinin kanitidir.  Cok uzerlerine gidemezsiniz, “Bunlar allahla benim aramda, sana ne?” derler.

Onlarin ibadet anlayisi Islam’da emredilenlere uymaz.  Bu tavirlariyla ne dinsizlere ne de dincilere hos gorunemezler, zaten kimseye dini konularda sirin gorunme kaygilari da yoktur, dini kendileri icin bir gereksinme, tanriya ulasma ve IYI INSAN olma araci olarak gorurler.  Dinlerine, tanrilarina hic laf soyletmez, gerekirse bu ugurda kavga (mucadele) ederler ama ne yazik ki bu derece sevdikleri dini bir kere bile oturup okumazlar. Kuran’in Turkce tercumesini bastan sona bir kez bile okumamislardir. Birakin bastan sona okumayi, bir sureyi bir okumamistir cogu.. Halbuki okusalar, ayetlerin icindeki akildisi, bilimdisi, vahsi, gunumuz insanlik anlayisi ve kulturune uymayan ifadeleri gorecekler, ve Kuran’in gercekten de Allah’tan-varsa eger- mi geldigine yoksa kendisine paygamber diyen Muhammed ve arkadaslarinin mi hazirlamis olabilecegi konusu akillarini kurcalayabilecektir. Bu da gercekleri gormelerine yardimci olabilir. Hadisleri de incelemezler. Bazen bunun bilincsizce yapilan bir cesit savunma oldugunu, fazla uzerinde dururlarsa dindeki sacmaliklari gorup dinden cikabilme olasiligina karsin kendi iclerine kapandiklarini dusunurum.

Tatli su muslumanlari ekonomilerine dini karistirmazlar. Paralarini bankaya yatirir, faizini alirlar. Her turlu yatirim isinde akillarina (acaba bu dine uygun mudur?) sorusu gelmez.  Oysa faiz Kuran’da net olarak yasaklanmistir(11). Medeni kanuna harfiyen uyarlar, resmi nikahla evlenir ve gerekirse mahkemeye giderek ayrilirlar, hic bir tatli su muslumaninin karisina “Bosol, bosol, bosol…” diyerek bosanmaya calistigi ya da hülle yaptığı gorulmez (12).  Miras (13) ve tum diger hukuki islemleri icin Turkiye Cumhuriyeti mahkemelerini, yargic ve savcilarini tercih ederler. Kuran’dan bu konuda hic bir zaman ilham almazlar.  gerek bosanma, gerekse miras paylasim esaslari, Kuran’da detayi ile anlatilmis olup, medeni kanun, islama aykiridir.

Fakat neticede; nesilden nesile suregelen ve vazgecilemeyen torenler : Bayramlarda el opmeler, bayram namazi, ramazanda oruc tutmalar, iftar, muhtesem iftar sofralari, uykulu ama sicak, sevecen sahurlar, ramazan davulcusu, minareden yukselen cizirtili hoparlaor sesi, alnina surulen bir parca kurban kani..vs hep bir gelenek, orf,adet seklinde DIN bizim muslumanin gecmisini ve gelecegini sekillendirir; bu arabesk nakis  adeta onun genlerine, kromozomlarina islenir.

Tatlisu muslumani ve evrim konusuna gelince.. Tatlisu muslumani tanriya inanir, insani tanrinin yarattigina da inanir. Bu konuda aklinda supheleriş olsa da, yukarida dedigim gibi, bunlari kendi kendisine bile dile getirmeye günah isleme korkusuyla cesater edemez. Evrim konusunda “bir su birikintisine dusen yildirim sonucu degil gayet normal yollardan falanca yerde dogmusum” diyeni oldugu gibi hem evrime hem de insani tanrinin yarattigina inanani da vardir.” Bu nasil oluyor? Nasil hem tanriya hem de evrim teorisine inanabiliyorlar” diye bana sormayin…Yorumlamasi o kadar guc ki… Tatlisu muslumanlari zaten bu tip konularda pek kafa yormazlar, pek derin dusunmezler, boylece tanrinin hangi gerekce ile 5 milyon canli turunu yarattigi ya da tanrinin kaldiramayacagi bir tasi nasil yaratacagini ya da tanriyi kimin yarattigini da sorgulamazlar. Onlar icin o tanridir, tektir ve yucedir “Hikmetinden SUAL olunmaz”dir. Bu tarz mantikla, icinden cikamadiklari olaylari, aciklayamadiklari seyleri ya da bilinmezlikleri tanriya baglar, dertlerini ona havale ederler. Boylece fazla kafa yorma kulfetinden kendilerini kurtarmis olurlar (14).

tatli su muslumanlari, sorgulamazlar. Sag ve sol omuzlarinda oturan meleklere, atesten yaratildigi soylenen cinlere, seytana inanirlar. Mucizelere inanirlar. Musa’nin asasi ile yaptigi akil disiliklara(15), Ibrahim’in parcalara ayirdigi kuslarin, etrafa atilan her bir parcasinin bir araya gelerek canlandigina(16), Muhammed’in AYI  ikiye boldugune (sak-i Kamer hikayesi)(17) gibi akıldışı ve mantıkdışı olaylara inanirlar (18). Bu inanma aliskanligi, beyinlerinin ataletinin , dusunce tembelliginin bir sonucu ve imanin kefaretidir. Fakat kotu sonuclar dogurur. Tatlisu muslumani pozitif bilimlerle de ugrassa, muhendis ya da doktor bile olsa bu kayitsiz, sartsiz, sorgusuz inanma aliskanligi onun giderek kolelesmesine, kolay lokma olmasina  neden olabilir. Gerisi ise herkesin bildigi rezillik, aptalca aldatilmalardir. Parasi, onuru, itibari belki de namusunu kaybeder…Kimler tarafindan mi? Yoneticiler, siyasi partiler, Ilimli Islam modeli heveslisi dis gucler  ve  dindar komsularimiz (Iran, Suriye,Arabistan..vs), Imamlar, hocalar, mollalar..ne gune duruyor? Inanan insanlari somurmek o kadar kolay ki,  zaten herkes bunu kullaniyor.

Tatli su muslumanlarinin gelecegi ne olabilir? Islam seriati’nin kurallari kesindir:  seriat, tatli su-aci su muslumani gibi turler kabul etmez. Hic kimse dini kendine gore yorumlayamaz, dini sahiplenen bir takim kisiler buna engel olmustur her devirde.

Kendi yaptiklari tanri maketinin arkasina siginip kendi kutsal kitaplarini, hadislerini, fetvalarini ve fermanlarini yazmislardir. Insanlar da uymustur onlara, cunku olumden sonrasini bilmemektedirler ama dinde ileri gelenler, RUHBAN sinifi ya da ilahiyatcilar;  olumden sonrasini bildiklerini SOYLEMEKTEDIRLER. Boylece bu kolelestirme surup gitmistir. Tatlisu muslumanlarinin gelecegi konusunda sunu soyleyebiliriz: bu ulkede hic birimizin gelecegi belli olmadigi gibi onlarin da ne olacagi belli degildir. Belki zaman icinde bir kismi “din afyonundan kurtulmus kisilerce” rehabilite edilecek ve deist olacaklar. Dusunmek istemeyen, hur dusunce den korkanlar ise boyle tatli tatli devam edecektir , ta ki seriat kapiyi calana dek…Surekli buyuyen seriat tehlikesi, devletin din ile yurutulme amacina uygun gelistirilen Islam modelleri en cok tatli su muslumanlarini hirpaliyacaktir diyebiliriz. Ulusalciliktan ummetcilige gecisteki sancilari en cok onlar cekecektir.   Ve eger Turkiye’de bir gun seriat ilan edilirse onlarin :( tatli su muslumanlarinin) nesli tukenecektir. Ulkenin, misak-i milli sinirlarinin ve ulusalciligin  bir kaosa terkedilmesi de ayni tarihe rastlayacaktir.

“Ataturk mu Muhammed mi ?” sorusu onlara bugun belki sacma, belki gereksiz bir soru gibi gelmektedir ama mutlaka bir gun radikal dincilerce sorulacaktir ve Ulusun bel kemigini olusturan bu kesimin tavri, gelecekte onem kazanacaktir.  Dine ve tanriya olan tum safca zaaflarina ragmen  ulusalci, milliyetci ve ATATURKCU olan tatlisu muslumanlarinin bu surecteki reaksiyonlarini da merakla beklemekteyim.

simdiden, Tum tatli su muslumanlarina yakin gelecekte yasayacaklari tum karmasa, bunalim ve dusecekleri ikilemlerden siyrilabilme yurekliligi ve basarisi dilerim.

Reformist ,
Mayis 2000

-yorum? -sus!

Mayıs 24, 2007

yorumsuz17qb.jpg

Merhaba Dünya!

Mayıs 24, 2007

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!